Dünyaca ünlü Monocle Dergisi Türkçede sıkça kullanılan ‘Kolay Gelsin’ ifadesi üzerine bir yazı yayınladı. Derginin İstanbul muhabiri Hannah Lucinda Smith’in yazdığı makalede Kolay gelsin ifadesi ‘Türkiye’nin en büyük toplumsal eşitlik sağlayıcısıdır. İngilizce konuşulan şehirler bundan ders almalıdır.’ şeklinde tanımladı.
İşte Hannah Lucinda Smith’in kaleme aldığı ‘Kolay Gelsin’ yazısının Türkçe çevirisi:
Londra’ya döndüğümden beri içimde bir Türk alışkanlığı kaldı. İş yerinde birini gördüğümde – örneğin bir sokak temizlikçisi ya da bir mağaza çalışanı – “kolay gelsin” demek için bir dürtü, hayır, bir ihtiyaç hissediyorum. Türkiye’de bu sözü, efor sarf eden herkese söylersiniz – kelime anlamı tam olarak “kolay olsun”dur. Sonunda bekleme müziğini geçip bankanın çağrı merkezi çalışanına telefonda söylediğiniz gibi, alışveriş poşetleriyle eve dönmeye çalışan sokaktaki adama da söylersiniz. Birisi kayınvalidesiyle uzun bir hafta sonu geçirecekse, bunu ironik bir şekilde de söyleyebilirsiniz. Hatta göçmenlik bürosunda bile kullanabilirsiniz; orada bürokratla ben, Türk evraklarımdaki bir sorunu incelerken birbirimize bunu söylüyoruz.
Bu dört hece, İstanbul’daki kentsel topluluklar ve sosyal sınıflar arasındaki pürüzleri yumuşatarak, büyük şehirde sürtüşmesiz nezaket anları yaratır. “Kolay gelsin”, bir başkasının gösterdiği çabayı hem gördüğünüzü hem de takdir ettiğinizi ifade eden bir ifadedir. Bu, sosyal bir eşitlik sağlayıcıdır; grameri, Türkçedeki resmi ve gayri resmi üsluplardan etkilenmez. Yabancıların yaşadığı bir mega kentte kendimizin etrafına ördüğümüz duvarlarda delikler açan türden bir ifadedir.
Aslında Türkçe bu tür ifadelerle zengindir: hastalık veya her türlü talihsizlik için kullanılabilen geçmiş olsun ifadesi de vardır. Bir gurme ulusu olarak Türkiye’nin kendi versiyonunda bir “afiyet olsun”u da vardır: afiyet olsun, bu ifade peçetelere veya menülere basılır ve hatta biri sadece bir yudum su içerken bile söylenir.
İngilizce konuşulan şehirlerin “kolay gelsin”e denk bir ifadeye ihtiyacı var. Londra, “please”, “thanks”, “cheers” gibi kısa ve tek heceli selamlaşmalardan hoşlanan bir yer; bu ifadelerin her biri benzer durumlarda kullanılabilir olsa da, hiçbiri bu selamlamanın ifade ettiği duyguların geniş yelpazesini tam olarak yansıtmıyor. “May it come easy” (kolay olsun), orijinalin özlü tınısına veya cazibesine sahip değildir. Bu haftanın başlarında, komşumun bahçesinden toprak dolu konteynerleri kürekle taşıyan inşaatçılardan birinin yanından geçerken, istemeden “kolay gelsin” dedim.
“Ha?”
“Kolay gelsin,” dedim.
Bana baktı. “Tamam. Peki.”
O anda, daha keskin bir Türkçe cevap vermek istemiş olabilir: kolaysa sen yap – yani “eğer kolaysa, sen yap”. Onu suçlamazdım – “may it come easy” İngilizce kulaklara emredici, hatta alaycı geliyor.
İhtiyacımız olan şey, sokak dilimize doğal bir şekilde girecek, hem alıcının emeğini takdir eden hem de verene şehir hayatına olumlu katkı sağladığı için bir gurur hissi veren bir ifade. “Aferin” biraz küçümseyici geliyor. “Umarım çok zor olmaz” ise bir lanet gibi hissettiriyor.
Belki de cevap, İngilizcenin çok iyi yaptığı gibi, “kolay gelsin” ifadesini olduğu gibi benimsemektir. “Kismet”, Londra İngilizcesine tamamen yerleşmiş bir Türkçeleşmedir. Bu, telaffuzu nispeten kolay, kısa ve kulağa hoş gelen Türkçe ifadelerden biridir; ancak etkisi, kelime anlamından çok daha güçlüdür. İngilizce içinde yeni bölgesel aksan ve nüanslar kazanabilir ve belki bir gün Oxford İngilizce Sözlüğü’ne bile kabul edilebilir (2025 Oxford Yılın Kelimesi’nin “rage bait” olduğu düşünülürse, biraz nezaket fena olmaz).
Peki Türkiye için daha iyi bir yumuşak güç aracı olabilir mi? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkesinin sert yüzünü sergilerken, turizm kurulu klişeleri tanıtıyor. Ancak Türkiye kendini sevdirmeyi istiyorsa, anahtar bu olabilir.
Mutlu Pazartesi – kolay gelsin!
NOT: Hannah Lucinda Smith, Monocle’ın İstanbul muhabiridir.
Yazanın Monocle Dergisi‘nde yayınlanan orjinali:
‘Kolay gelsin’ is Turkey’s great societal leveller. English-language cities should take note.