Biyo-Ekonomi Nedir? Türkiye’nin 10.8 Milyar €’luk Potansiyeli

Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol biyo-ekonomi röportajı

Ekonomide yapay zeka veya dijitalleşme gibi popüler gündemlerin gölgesinde kalan ama geleceğimizi sessizce şekillendiren stratejik bir dönüşüm yaşanıyor. Biyo-ekonomi ve biyo-çözümler gıdadan tekstile, enerjiden tarıma hayatımızın her alanına dokunuyor. Dünyanın önde gelen biyoteknoloji şirketi Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol ile konuşacağız.

Röportajın tamamını aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz

Biyo-Çözüm ve Biyoteknoloji Nedir?

Biyoteknoloji ve biyo-çözüm dediğimizde tam olarak ne anlamalıyız?

Pınar Tunçkol: Enzimler, mikroorganizmalar ve fermantasyon teknikleriyle elde edilen biyolojik çözümler aslında günlük hayatımızın her bir parçası. Sabah kalktığınızda yediğiniz ekmeğin aradığınız o yumuşaklığı ve kıtır kabuğu veya peynirin lezzeti bu enzimlerden geliyor. Gün içinde giydiğimiz kıyafetlerin veya bulaşıkların yıkanmasında kullandığımız deterjanların içindeki lekeleri çıkaran çalışkan ajanlar da yine enzimler.

Bizim yaptığımız, kültürümüzde sirke veya hamur mayalamada sıklıkla kullanılan geleneksel fermantasyon tekniklerini teknolojik yöntemlerle endüstriyel seviyeye taşımak. Bunlar tamamen doğal çözümler olduğu için insan sağlığına zararlı bir etkisi veya genetik yapıyı bozacak durumları yok. Tekstilde su tasarrufundan tarımdaki verimliliğe kadar her alanda sürdürülebilirlik hikayemize ciddi katkı sağlıyorlar.

Türkiye’de Biyo-Ekonomi Pazar Büyüklüğü ve 2035 Hedefleri

Sektörün dünyadaki ve Türkiye’deki mevcut büyüklüğü nedir? Yakın zamanda yayınladığınız raporda öne çıkan veriler neler?

Pınar Tunçkol: Biyo-çözümler, dünyanın yeşil dönüşüm ve maliyet verimliliği ihtiyaçlarına doğrudan yanıt verdiği için hızla büyüyen bir endüstri. Bioçözümlerin Değeri Türkiye adıyla yayınladığımız rapora göre, bu ekosistemin Türkiye’de doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı ekonomik büyüklük şu an yaklaşık 4 milyar euro.

Türkiye’nin regülasyon çerçevesi, güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve önemli bir lojistik üs olma konumu sayesinde bu sektörün 2035 yılına kadar %170 büyüyerek 10.8 milyar euro seviyesine çıkacağını öngörüyoruz. Ayrıca sektörün yarattığı doğrudan ve dolaylı istihdam şu an 28 bin civarında. 2035’e geldiğimizde bu rakamın yaklaşık 3 katına çıkmasını bekliyoruz. Bu yeni istihdam artışının en büyük kısmı, yaklaşık %55’i ise tarım sektöründen gelecek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!!  Murat Ülker’in 18 maddelik liderlik prensipleri: Oylamayla karar almadım

Biyo-Çözümlerin Sanayi ve Günlük Hayattaki Kullanım Alanları

Biyo-çözümler sanayide ve günlük hayatta tam olarak hangi alanlara dokunuyor? Üretim süreçlerine nasıl entegre oluyor?

Pınar Tunçkol: Türkiye’de süt, fırıncılık, un ihracatı, tekstil, deterjan, hayvan ve bitki sağlığı dâhil 30’dan fazla endüstriye ulaşıyoruz. Biyo-çözümlerin en büyük avantajı, girdiği sektörlerde mevcut üretim sistemlerini değiştirmeden verimliliği artırmasıdır. Aynı miktar ham maddeden daha fazla ürün elde edilmesini sağlar.

Özellikle tarım tarafında büyük bir potansiyel var. Son dönemde pestisit kullanımı ve bitki sağlığı ihracatımız açısından çok kritik. Bizim buradaki amacımız; toprağın sağlığını ve verimliliğini uzun vadeli korumak, bitkilerin doğal yollarla verimini artırmak. Bu sayede hem kimyasal girdileri ve dışa bağımlılığı azaltmayı hem de daha sürdürülebilir bir tarım yapısına geçmeyi hedefliyoruz.

Biyoenerji ve Biyoyakıt Sektöründe Türkiye’nin Konumu

Dünya geneliyle kıyasladığımızda Türkiye biyoenerji ve biyoyakıt alanında ne durumda?

Pınar Tunçkol: Biyoenerji tarafı ülkelerin regülasyonlarıyla şekilleniyor. Brezilya, ABD ve Hindistan gibi ülkeler biyoyakıt kullanımında oldukça ileride. Türkiye’de ise benzin ve motorine eklenen organik bazlı biyolojik yakıt harmanlama oranları regülasyonlar nedeniyle şu an biraz geriden geliyor.

Ancak havacılık ve deniz ulaşımı tarafında dünya ile benzer seviyelerdeyiz. Türk Hava Yolları’nın sürdürülebilir havacılık yakıtları (SAF) konusundaki yatırımları ve adımları çok ümit verici. Biz de bir teknoloji sağlayıcısı olarak biyoyakıt üretimi esnasında verimliliği artırmak ve ortaya çıkan karbon ayak izini düşürmek için yerli ve yabancı üreticilerle projeler yürütüyoruz.

Türkiye’nin Biyo-Ekonomi Potansiyelini Artıracak Stratejik Adımlar

Türkiye’nin bu alandaki yüksek potansiyelini tam anlamıyla açığa çıkarmak için hangi adımları atmamız gerekiyor?

Pınar Tunçkol: Temel kural; akademi, üreticiler, özel sektör ve kamu otoritelerinin teknoloji odağında birlikte hareket etmesidir. Türkiye’de çok kıymetli hocalarımız, kapasitesi yüksek sanayimiz ve dinlemeye açık bir kamu yapısı var. İstanbul Teknik Üniversitesi ile sürdürülebilir havacılık yakıtları üzerine kurduğumuz iş birliği gibi paydaşları bir araya getiren platformlar fikirleri geliştiriyor. Üreticinin ihtiyacını, tüketicinin beklentisini ve bilimsel altyapıyı aynı formülde buluşturduğumuzda biyo-ekonomi Türkiye için en büyük yapısal fırsatlardan biri haline gelecektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!!  Yön bulma duygunuz kötü mü? Dikkat DTD’niz olabilir

 

Kategoriler